Ana Sayfa Kategoriler Editör İletişim  

   Alfabetik Arama
A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z



   Ekstra
     müstear isimler
     peygamberler
     Asr-ı Saadet'te Türkler
     basında biyografi.net
     Biyografi Nedir?
     neden biyografi.net
     sizin biyografiniz
     cv nasıl hazırlanır ?
     genel biyografi kitapları
     takma adlar
     editör



 Linkler 
   Biyografi Tv
   facebook/Biyografi Net
   twitter.com/biyografinet
   Biyografi Atölyesi
   boğazdaki aşiret
   biyograf
   biyografi kitabı
   www.biyografianaliz.net
   biyografimarket.com

   Biyografi Arama

  

isim ara soyadı ara
 
   
   

     Biyografi Market İçerik  
KİTAP BİYOGRAFİ
 Portre Anlatı
 Günlük
 Biyografi Dosya
 Mektup
 Kronoloji
 Kim Kimdir
 Anı-Hatırat
 Otobiyografi
 Biyografi Genel
 Şecere
 Biyografik Araştırma
 Gezi-Seyahat
 Biyografik Roman
 Biyografik Şiir
FOTOĞRAF
 Görsel Kitap
 Biyografik Fotoğraf
 Şehir Fotoğraf
 Tarihi Eser Fotoğraf
  SAHAF KİTAP
  KAYNAKÇA
 Kaynak Tarama-Kupür
 Bibliyografya
 DVD-CD-VCD
 Biyografi Belgesel
 KİTAP GENEL
 Türkçe Dil Öğretimi
 Kaynak-Çeviri

Daha Fazlası BiyografiMarket.com'da



Dayatan perestroika öncesinde Türk Siyasetinde statükocu rehavet 
I.Bir kıssa
Yeni Bosna’da tekstil atölyesi olan arkadaşım, Sovyetler Birliği’nde başlayan büyük değişimin hemen ardından kendini bu ülkeye atmıştı. Dünyanın ikinci süper gücü Sovyetler Birliği’nin adından başlayarak, bayrağı ve rejimi değişmişti. Arkadaşım kısa sürede Sibirya’da mermer ocağı bir işletmeye başladı. İstanbul’a döndüğünde anlattıklarını günlerce dinledik. Moskova’da kaldığı otelinin kalorifer ve teknik düzeninden eski bir astronot, idari işlerinden ise emekli bir subay sorumluymuş. Bu emekli subayın görevleri arasında Nataşa ticareti diyebileceğimiz bir işi yarı gizli olarak sürdürmek de varmış. Arkadaşımın elinde bir sürü rütbe, yıldız, bröve, madalya ve şilt vardı. O bütün bu askeri nişanların hangi büyük misyona işaret ettiğini bize bir bir anlatıyordu. Bir süper gücün çöküşünden başka bir şey değildi anlattıkları… Askerliğin onuru ve kadınların namusu ayaklar altına düşmüştü. Arkadaşımızın anlatılanları dinledikçe Türkiye’nin durumuna şükrediyor, bizim neler yapabileceğimizi tartışıyorduk. O günden bugüne yaşananları gözden geçirdikçe Türkiye’nin de kendi perestroikasını acilen gerçekleştirmesi gereğine olan inancım daha da pekişti.

II.Türkiye tarihi: bürokrasi x burjuvazi savaşı

Türkiye Cumhuriyeti tarihi, bürokrasi diye tarif edebileceğimiz seçkinlerle burjuvazi diyebileceğimiz güçler arasında sürekli çatışmalara sahne olmuştur. Türkiye bugün, dün olduğu gibi idare ediliyormuş gibi yapılıyor. Bu yapı Türk Siyasetine 1990’lara kadar, DP ve türevleri ile CHP arasında çatışma şeklinde yansımıştır. Taha Akyol’un dilinde bugünkü siyasi rejimimiz, ‘yönetemeyen demokrasi’ şeklinde ifadesini bulmuştur.

II.a.Yeni Bürokrasi: “Kadroları hapiste fikirleri iktidarda”

Yeni dönem, yapılar değişiyor… 1990’lara gelindiğinde Türk bürokrasisi 12 Eylül 1980 ihtilaliyle başlayan evrimini tamamladı. CHP, aşırı sol ve işbirlikçi liberal akımlar eliyle devleti kemiren bir kanser hücresine dönüşünce işlevini kaybetti. Bu misyon DSP ve Bülent Ecevit tarafından temsil edilme şansına da sahip olamadı. Çünkü DSP, ‘içtimai bir tercih’ olarak toplum katmanlarında görülemiyordu, DSP organizması buna müsait değildi. 1980’ler sonrasında başlayan alçak yoğunluktaki iç savaş, yeni bürokrasinin şekillenmesini sağladı. Siyasi planda HADEP ve MHP savaşın doğal aktörleri olarak öne çıktı. MHP, Kars’tan Hatay’a uzanan çizginin her iki yanında belirgin bir ‘içtimai tercih’ olarak şekillendi. Şiddetlenen iç savaş devlet içinde CHP’nin işlevsizliğinin tesciline ve bunun yerine MHP’li kadroların tahkimine yol açtı. Bugün Türk Kamu-Sen başta olmak üzere memur ve bürokratın kahir ekseriyetinin temsilcisi Yeni Bürokrasi olmuştur. Türkiye gelecek genel seçiminde sıradan siyasi partilerin değil küresel saldırganlıkla milli mukavemetin seçimini yapacaktır. Milli mukavamet zemini güvenlik dışındaki konularda (mesela şehircilik) kendini ispat etmedikçe küresel güçler karşısında yenik düşecektir.

Eski Bürokrasi işlevini tamamlayıp nüfuz alanlarını Yeni Bürokrasiye doğal olarak devrettikçe devlet-millet çatışması ortadan kalkacaktır. Bugün başörtüsü başta olmak üzere çözülemez gibi görülen bir çok sorun, hukuki düzenlemelerden önce yerel, tabii çözümlerle yerinde çözülecektir.

II.b.Anadolu Sermayesi ya da Yeni Burjuvazi

Sermayemizi tanıyalım… Bir büyük sermaye var, yabancı ortaklı, dışa açık. Attila İlhan’ın komprador sermaye dediği Tekelci Sermaye. Bir de Anadolu Sermayesi var, toprak ağalığından fabrikatörlüğe geçen. Birinci sermaye, gücünü pekiştirmek için yabancı ortaklar almış, dışa açık, rekabet gücü yüksek. Anadolu Sermayesi, Özal öncesinin dışa kapalı ortamında yaşama zemini bulmuş sermaye. Tekelci Sermaye, CHP’nin kanatları altında büyütülmüştür. İşverenlerin doğal örgütü TOBB, Tekelci Sermayenin isteklerini yönlendirme gücüne teknik olarak imkan sağlamadığı için, dernek çatısı altında bir baskı örgütü kurulur, bunun adı TÜSİAD’dır. TÜSİAD, Tek Parti’nin kanatları altında semiren Tekelci Sermaye (Koç, Eczacıbaşı gibi) yanında zamanla, Anadolu Sermayesinden terakki edenleri de sinesinde toplar (Sabancı gibi.)

Anadolu Sermayesi ise DP-AP çizgisinin ürünüdür. 12 Eylül’den sonra Anadolu Sermayesinde bir başka damar ortaya çıkar, eski MSP orijinli RP kanatları altında bir damar... Bu çizgi TOBB gibi işadamı liginde örgütlenmek ve ağırlık koymak yerine, TÜSİAD’ın karşısında olduğu izlenimi veren MÜSİAD adlı bir işveren örgütünü baskı grubu olarak kurar. Derneğin Kurucu Başkanı Erol Yarar, TÜSİAD kurucularından Özdemir Yarar’ın oğludur. MÜSİAD’ın Mܒsü ‘müstakil’ kelimesinin kısaltılmışı olsa da, bu, kamuoyunda ‘müslüman’ olarak algılanır.

Tekelci Sermaye, KOBİ düzeyindeki Anadolu Sermayesini, dışa açılma hikayesinden gümrük birliğine mali ve siyasi ablukalarla yok etme yoluna girmiştir. Bu ideolojik değil, sınıfsal bir tepkidir. (Büyük balık küçük balığı yutar !) Dış ve iç borç kıskacına alınan Türkiye’de, Kemal Derviş adlı emperyalizmin genel valisi denetiminde IMF tarafından uygulatılan ekonomik operasyonlar tesadüf değil bir planın sonucudur. İTO Başkanı Mehmet Yıldırım’ı dinliyoruz: “Bu programın yeni hedefi KOBİ olarak tanımladığımız küçük ve orta ölçekli işletmeleri ortadan kaldırarak Tekelci Sermayenin önünü açmaktır.”

(Emperyalizmin yeni dönemde esnaf ve kobi düşmanlığı daha tavizsiz uygulatılacaktır. Mevcut İktidar Anadolu Sermayesi desteği ile iktidara gelmişse de kendinden önceki merkez sağ iktidarlarda olduğu gibi onun da uyguladığı politikalarla kobi ve esnaf düşmanlığı yapmaktan başka çaresi yok gibi görünüyor. Mali politikalar bunun en açık göstergesidir.)

Tekelci Sermaye ile Anadolu Sermayesi arasındaki temel fark zannedildiği gibi dini bir fark değil ölçek ve ciro farkıdır. Her iki sermaye çevresi de ‘Kıbrıs’ı Ver Kurtul Kampanyası’na ortak imza koyarak tek belirleyenlerinin çıkar olduğunu ispat etmişlerdir. Neticede Mesut Yılmaz’ın oğlu Coca Cola’nın Anadolu yakası temsilcisi iken Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu ise Cola Turka’nın Anadolu yakası temsilcisidir. Aradaki fark, farksızlıktır.

III.İsrail’le komşu olmak!

Irak’ın ABD (ve dolayısıyla İsrail) tarafından işgaliyle başlayan süreç, Türkiye’yi yeni bir yol ayrımına getirmiştir. Realite, ‘gergedanla birdirbir oynanmayacağını’ bize göstermektedir. Türkiye PKK’yı iç düşmanlığın organize gücü olarak tarif ederken, Barzani yahudisiyle irtibatlı eroin baronu aşiret reisleri Türkiye Cumhuriyeti devletine ‘posta koyar’ hale gelmiştir.

Bu tünelden tek çıkış yolu en geniş toplumsal mutabakat olarak öne çıkıyor. Bürokrasi ve burjuvazi zümrelerinin durumun vehametini görerek bir an önce aklı selim çizgisine ulaşmaları gerekiyor.

(Toplumsal mutabakatın uzanımı toplum zemininde HADEP’i demokrasimiz içine daha fazla almak olarak şekilleniyorsa devletin bekası ve milletin selameti için bunu da uygulamaktan çekinmemeliyiz. Diyarbakır Belediye Başkanı’nın tavırlarına takılıp, yanlış adımlar atmamalıyız.)

IV.Tren kazasından sel felaketine beklenen büyük depreme perestroika dayatıyor

“Şehir fikirdir…” Her şehrin coğrafi konumuna özgü bir misyonu vardır. Bu misyon, bir cümle ile ifade edilebilecek bir fikir haline getirilerek şehrin vücut bulması sağlanır. İstanbul başta olmak üzere Türk şehirleri fikirsiz kalmış vatan topraklarıdır. Türk Sağı, Turgut Cansever’in kitaplarını okuyup anlama kabiliyetine sahip olmayan bir güruh olmaktan ileri gidememiş midir ? sormak zorundayız. Bugünkü Alibeyköy faciasından yarınki Büyük İstanbul Depremine Türk Sağı, hemen her sahada olduğu gibi şehircilik sahasında da dökülmüştür. Artık geçmişi suçlayarak işin içinden çıkmak o kadar kolay değil. Çünkü artık hepimiz geçmişin bir parçasıyız.

Bürokrasi ve burjuvazi çatışmaları Türkiye’nin elini kolunu bağlamış, sorunlar karşısında devlet acze, millet zillete düşürülmüştür. Bu durum 17 Ağustos depremi sonrasında yaşandığı gibi bugün de büyüklü küçüklü bir çok olay karşısında yaşanmaktadır. Türkiye’nin sorunları, artık toplumsal mutabakatı ve bunun ardından gelecek perestroikayı (yani Tanzimat) dayatmaktadır. Bunu bugün kendi irademizle yapamazsak, yarın inisiyatifini yitirmiş insanlar olarak yapmak zorunda kalacağız. Toplum kesimleriyle mutabakatı reddedip, mutabakatın adresini millet olarak göstermek, iktidarların ilk yıllarında söylenebilecek ama zamanla tükürülenin yalanacağı bir söz yığınıdır. Bu aklı iktidar seçkinlerinin kulağına Yeni Şafak ve Ilıcaklar’ın Tercüman’ında konuşlanmış, bir kısım zevat üflemektedir. Bu kanat önderlerinin sicili kirlidir, ecnebilerle bağlantıları ifşa olmuştur. Çatışma yolu çıkmaz bir yoldur. Çünkü demokrasi sadece halkın iradesini yönetime yansıtan bir rejim değil aynı zamanda yabancı güçlerin sermaye, basın ve sivil toplum örgütü kılıfı altında içerde politik aktör olmasına yol açabilmektedir. Türkiye’deki bir kısım medya kuruluşu yabancılar hesabına çalışır hale gelmiştir.

V.Hatime

Girişte anlattığım kıssadan hissemizi alalım… Benim kaybedecek ne rütbelerim (ve buna bağlı olarak elde ettiğim yönetim kurulu üyelikleri) ne de kola şirketlerinden göçürdüğüm mümessilliklerim var. Ama testiler çarpışınca bardakların kırıldığını biliyorum. Bugün bürokraside ve hükümette aktif çatışma içinde yer alanları yarın otelde teşrifatçılık yapar durumda görmek istemiyorum.

Son söz büyük dava adamı Osman Bölükbaşı’dan:
“Başım diye böbürlenme, ne gelirse başa gelir.
Dizler yere yaslanır, baş düşerse taşa gelir.”


Mahmut Çetin

info@biyografi.net 
  Diğer Makalelerden Başlıklar
  •    Yüzellilikler Listesi
  •    ULUSLARARASI “İPEK YOLU’NUN YÜKSELİŞİ VE TÜRK DÜNYASI” BİLGİ ŞÖLENİ
  •    OSMANLI PADİŞAHLARI SIRALAMASI
  •    33 yazarın Türk Çocukluğu
  •    MAHMUT ÇETİN HAKKINDA YAZILANLAR
  •    1 KASIM 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
  •    7 HAZİRAN 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
  •    100. Yılında Balkan Harbi
  •    MHP Milletvekili Aday Listesi 2015
  •    Ak Parti Milletvekili Aday Listesi 2015
  •    CHP Milletvekili Aday Listesi 2015
  •    HDP Milletvekili Aday Listesi 2015
  •    Yunan Meclisi’ndeki Türk milletvekilleri
  •    İngiliz istihbaratının fişlediği yazarlar
  •    İpek Yolunda Türk Kültür Mirası
  •    İnternet yazım kısaltmaları
  •    Şair Padişahlar ve Şiirlerinde Kullandıkları Mahlaslar
  •    YABANCI KELİMELERE TÜRKÇE KARŞILIK
  •    İSMİNİZİN ANLAMI KADIN İSİMLERİ
  •    İSMİNİZİN ANLAMI ERKEK İSİMLERİ
  •    Şehit Soma Madencilerinin İsimleri
  •    ‘İSLAM-SANAT-ESTETİK KONGRESİ’
  •    Çanakkale’de Keskin Nişancı Bir Türk Kızı Şehit Oldu
  •    Anayasa'da Türklük Deklarasyonu'na İmza Atan Aydınlar
  •    Boğaz'ın Meşhur Yalıları
  •    TÜRKİYE'NİN EN ZENGİN 100 TÜRK'Ü
  •    İSLAMI SEÇENLER
  •    Dersaadet Sözlüğü Yayınlandı
  •    Biyografi Market Yayında
  •    BİYOGRAFİ MARKET ALFABETİK DİZİN
  •    Mahmut Çetin “Biyografi”yi anlatacak
  •    KIRKPINAR BAŞPEHLİVANLARI
  •    ANADOLU BEYLİKLERİ
  •    Sanayi sitesinde bir biyografi atölyesi
  •    Mahmut Çetin ve Biyografi Kitabı
  •    Biyografi Kitabı'na İLESAM Ödülü
  •    Basın'da Biyografi Kitabı
  •    Biyografi Net Kitap Fiyat Listesi
  •    Biyografi Kitabı Çıktı
  •    İl il yeni milletvekilleri
  •    Osmanlı Vezirleri
  •    Bulgaristan'da Gazete ve Dergiler
  •    Kosova Edebiyatçıları ve Sanatçıları
  •    Kadın Besteciler
  •    Cengiz Aytmatov ile Konuşma
  •    Milli Sinema ve Yücel Çakmaklı
  •    Terkip Sahibi bir Aydın: Ömer Lütfi Mete
  •    Türk Tarihine Ait Yeni Sırlar
  •    Biyografi Nedir?
  •    Sağı ve solu ile aydınlarımızı ihanet içinde gören farklı bir yazar portresi: Ergun Göze
  •    196 Uygur Türk'ü kurşuna dizildi
  •    BLOG BİYOGRAFİ
  •    Çin Katlediyor
  •    Çin hükümetinin gözaltında tuttuğu uygurlar
  •    İran, Ahmedinejad ve Radikal Muhafazakarların Doğuş Süreci
  •    II. Meşrutiyet Dönemine Dair Hatırat Bibliyografyası Denemesi
  •    Yerli bir dünya görüşüne muhtacız
  •    Oğuzhan’ı kim öldürdü ?
  •    Kürtçe anadil Türkçe ikinci dil
  •    Buran'ın Dil Atlası Çıktı
  •    yabancılaşmış aydın, batı'nın yeniçerisi
  •    Aydın Yabancılaşması Çıktı
  •    Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun Dil Atlası
  •    'Türkiye'li Aydın'ın Dini, Türk'e Olan Kinidir
  •    Beylik Kini’nden Öteki Cephesi'ne
  •    Batıniliğin İçyüzü*
  •    Filistin Soruları
  •    Boğaz'daki Aşiret
  •    Atatürk ve Filistin
  •    Türkiye, ‘Ali Osman’ terkibini bulmuştur
  •    Çifte Standartlar Enstitüsü
  •    Menderes’ten Erdoğan’a Ankara’nın ve İstanbul’un iki caddesi
  •    Dayatan perestroika öncesinde Türk Siyasetinde statükocu rehavet



  • biyografi.net
        İngilizce Biyografi
       English Biography

        ünlü kadınlar

       Nasreddin Hoca
      ben de biyografi.net'teyim
      fıkralardan seçmeler



       Makaleler
       Yüzellilikler Listesi
       ULUSLARARASI “İPEK YOLU’NUN YÜKSELİŞİ VE TÜRK DÜNYASI” BİLGİ ŞÖLENİ
       OSMANLI PADİŞAHLARI SIRALAMASI
       33 yazarın Türk Çocukluğu
       MAHMUT ÇETİN HAKKINDA YAZILANLAR
       1 KASIM 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
       7 HAZİRAN 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
       100. Yılında Balkan Harbi
       MHP Milletvekili Aday Listesi 2015
       Ak Parti Milletvekili Aday Listesi 2015

      Biyografik Takvim
    ocak şubat mart
    nisan mayıs haziran
    temmuz ağustos eylül
    ekim kasım aralık

        Tanıtım

        Tanıtım

       İletişim
    BİYOGRAFİ NET YAYINCILIK
    Tel: 0542 235 72 49



    biyografi.net@gmail.com

    İkitelli Vergi Dairesi
    11452255634
    Tasarım: Nihat Çeliker www.webofisi.com  

     

    Ana Sayfa İletişim Künye Bu Sayfayı Yazdır Sık Kullanılanlara Ekle E-ticaret Kpss Kitapları
    Powered By Webofisi.com