Vatanı için gözünü kırpmadan 3 cephede mücadele eden kahraman Kamalı Fatma
1885 yılında Adana’nın Kaşoba köyünde doğan Kamalı Fatma, ya da bilinen adıyla Kamacı Fatma, Kurtuluş Savaşı’nın halk kahramanlarından biri olarak tarihe geçti. Çukurova’nın işgaliyle birlikte sıradan bir köylü kadının hayatı, milletin kaderiyle iç içe geçti.
Genç yaşta evlendi, eşini I. Dünya Harbi öncesinde kaybetti. Hayatın yükünü erken yaşta omuzladı. Geri durmadı; köyünden İbo Osman Ağa’nın Kuvâ-yi Milliye müfrezesine katıldı. İlk başarılarını Kokarçeşme’de çeteleri püskürterek elde ettiler. Ancak onun adını tarihe kazıyan an, Belemedik-Hacıkırı arasında yaşandı. Bir düşman askerini, koynunda sakladığı kamasıyla işini bitirdi. O günden sonra “Gamalı” ya da “Kamalı” Fatma olarak anıldı. Bu isim, bir kadının onurunu ve direncini simgeleyen bir unvana dönüştü.
Milli Mücadele yıllarında vereme yakalanan oğlunu tedavi için İstanbul’a götürdü. Onu Kuvâ-yi Milliyecilere emanet ettikten sonra geri dönerek kadınlarla birlikte Yunan Harbi’ne katıldı. Cephede savaşırken bir annenin yüreğini de içinde taşıdı. Zaferin ardından köyüne döndü ve iyileşip geri gelen oğluna kavuştu.
Kahramanlığı unutulmadı; İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı. Yıllar boyunca Adana’nın kurtuluşunun kutlandığı 5 Ocak törenlerine at sırtında, siyah şalvarı, gaması ve tüfeğiyle katıldı. Bu görüntü, yalnızca bir tören anı değil; bir dönemin canlı hafızasıydı. 1964 yılında hayata veda etti.