1882 yılında Denizli'nin Çal kasabasında doğdu. 1906 yılında Şeker Ahmet Paşa'nın desteğiyle Sanayi-i Nefise'ye girdi. 1910 yılında buradan mezun oldu. Hikmet Onat ve Ruhi Arel'in de aralarında olduğu bir grupla Paris'e resim öğrenimine gönderildi. Paris'te L'Ecole des Beaux Arts'da Fernard Cormon atölyesinde eğitim gördü.
Birinci Dünya Savaşı'nın başlamasıyla yurda döndü. Sanayi-i Nefise'ye hoca olarak girdikten sonra Hikmet Onat, Nazmi Ziya, Feyhaman Duran, Avni Lifij, Namık İsmail de okulda hocalık yapmaya başladı. İyi bir ressam olmanın yanında aynı zamanda iyi bir öğretmendir.
Yetiştirdiği öğrenciler arasında Şeref Akdik, Refik Ekipman, Saim Özeren, Elif Naci, Mahmut Cuda, Muhittin Sebati, Ali Avni Çelebi, Zeki Kocamemi ve Bedri Rahmi Eyüpoğlu gösterilebilir.
22 Mayıs 1960 tarihinde mide kanamasından vefat etti.
Sanatının Özellikleri:
İbrahim Çallı, Cormon atölyesinde dört yıl klasik eğitim almasına rağmen, serbest bir teknikle resim çalışmalarına devam etmiştir. Sanatçının eserleri arasında portreler, nüler, peyzajlar ve natürmortlar daha ağırlıktadır.
xx
HAKKINDA YAZILANLAR
İbrahim Çallı DÜNYA GÖZÜME KAÇTI facebook 16 Şubat 2026
İbrahim'in babası altın koyarak cebine İstanbul’a gönderiyor, okuması ve askeri idareye girmesi için. Ama İbrahim askeriyeye girmiyor. Geziyor, dolaşıyor, yiyor en sonunda parayı bitiriyor.
İstanbul’da yeni cami avlusunda arzuhalciler var. Onların yanına gidiyor, selamlaşıyor, ‘bende yanınızda ekmek paranızı kazanmak istiyorum, bana fırsat verir misiniz’ diyor. O zamanlar 17-18 yaşlarında. Arzuhalci ‘senin okuman yazman var mı?’ diyor, İbrahim ‘tabi var’ diyor. Bir kağıt veriyor ve denemesini istiyor. O kağıda bir şeyler yazıyor, arzuhalci bakıyor, kaligrafisi çok güzel. Arzuhalci hayret ediyor. Elindeki bir tomar kağıdın yarısını ona veriyor, ‘mürekkebi beraber kullanırız’ diyor. O zaman tabi masa falan yok.
Perşembe pazarında portakal sandıkları varmış. ‘O portakal sandıklarından 2 tane al gel. Birine oturacaksın birini masa yapacaksın’ diyor ona. Orda herkes öyle yapmış tabi. ‘Ama sen arzuhalcilik yapma. Sen mektupçuluk yap’ diyor. İbrahim orada mektupçuluk yapıyor” dedi.
Bir gün kendini işe alan yaşlı arzuhalcinin kurşun kalemle resmini yapar. Sonra o resmi onun kasasına raptiyeler. Gelip geçenler resmi kimin yaptığını sorar, arzuhalci de İbrahimi gösterir.
Sokakta ressim yapan Rupen isminde yabancı bir ressam var. Arzuhalci onu çağırıyor, İbrahim ile tanıştırıyor, onun gibi resim yaptığını söylüyor. O ressam ile resim çalışmaya başlıyorlar. Rupen onu Hoca Ali Rıza’nın oğlu ile tanıştırıyor, yaptığı resimleri götürüyor, gösteriyor. Hoca Ali Rıza onu Sanayi-i Nefise’ye, Güzel Sanatlar Akademisine yazdırır Sonrasında ise hepimizin bildiği gibi ünlü bir ressam olur.