Ana Sayfa Kategoriler Editör İletişim  

   Alfabetik Arama
A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z



   Ekstra
     müstear isimler
     peygamberler
     Asr-ı Saadet'te Türkler
     basında biyografi.net
     Biyografi Nedir?
     neden biyografi.net
     sizin biyografiniz
     cv nasıl hazırlanır ?
     genel biyografi kitapları
     takma adlar
     editör



 Linkler 
   Biyografi Tv
   facebook/Biyografi Net
   twitter.com/biyografinet
   Biyografi Atölyesi
   boğazdaki aşiret
   biyograf
   biyografi kitabı
   www.biyografianaliz.net
   biyografimarket.com

   Biyografi Arama

  

isim ara soyadı ara
 
   
   

     Biyografi Market İçerik  
KİTAP BİYOGRAFİ
 Portre Anlatı
 Günlük
 Biyografi Dosya
 Mektup
 Kronoloji
 Kim Kimdir
 Anı-Hatırat
 Otobiyografi
 Biyografi Genel
 Şecere
 Biyografik Araştırma
 Gezi-Seyahat
 Biyografik Roman
 Biyografik Şiir
FOTOĞRAF
 Görsel Kitap
 Biyografik Fotoğraf
 Şehir Fotoğraf
 Tarihi Eser Fotoğraf
  SAHAF KİTAP
  KAYNAKÇA
 Kaynak Tarama-Kupür
 Bibliyografya
 DVD-CD-VCD
 Biyografi Belgesel
 KİTAP GENEL
 Türkçe Dil Öğretimi
 Kaynak-Çeviri

Daha Fazlası BiyografiMarket.com'da



Facebook da paylaş Twitter da paylaş Live da paylaş

Veysel Tekelioğlu

romancı, yazar



1957 yılında Konya'nın Altınekin ilçesinde doğdu. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü mezunu. Çalışma hayatına iş müfettişi olarak başladı. Halen Özelleştirme İdaresi'nde çalışıyor.

Dağcılık faaliyetleri esnasında yaşadıklarını öyküleştirerek yazarlık hayatına başladı. Yazarın son olarak 1980’li yılların çalkantılı yıllarını anlatan “Yorgunum” isimli bir romanı yayınlandı.

Yazar, Yorgunum’un devamı olan ikinci romanı üzerinde çalışmalarına devam etmektedir.

ESERİ:

Yorgunum Veysel Tekelioğlu
Akçağ Yayınları / Roman Dizisi
Türkçe
240 s. -- 2. Hamur-- Ciltsiz -- 135 x 195 cm
Ankara, 2012
ISBN : 9786053420194

Nurdan sessiz ve sakin bir şekilde dinlerken Manas'ın konuşmalarını, gözlerini uzaklara dikti. "Keşkeli cümleleri kur Müslüman Çocuk!" dedi, "Gerçekten çok ihtiyacım var o cümlelere." Bazen düşünmeden edemiyorum. Olanlara eğilmek yerine mücadele etseydim belki de bu yaşananlar daha farklı yaşanacaktı. İşte o zaman bazen, 'Keşke!..' diyorum, 'Acaba insan kendi kaderini kendi mi yazıyor?' diye hayıflanıyorum akıp giden yıllarıma.

" Nurdan'ın gözleri nemlenmişti. "Bizimki!" dedi, "Sevgi değil demek yanlış da değil doğru da değil. Ama senin bana duyduğun hislerin aşk olmadığı kesin Müslüman Çocuk. Eğer sen gerçekten âşık olsaydın, 'Yok beni kabul edersen gelirim giderim.' diye konuşmazdın, doğrudan yapardın yapacağını. Hoş böyle bir beklentim de yok ama anlayasın diye söylüyorum. Gerçek aşkta şart şurt olmaz. Gerçek âşıklar atarlar kendilerini ateşe, 'Gül bahçesi mi, ateş çemberi mi?' diye hesap yapmazlar, düşünmezler. O zaman diyeceksin ki neydi olanlar, onca yaşananlar? Alışkanlıktı Manas, alışkanlık! Ama öyle laf ola beri gele cinsinden değil. Alkol gibi, sigara gibi, uyuşturucu gibi, Bırakmak istersin ama vazgeçemezsin işte onun gibi. Bizimkisi tutkulu alışkanlık olduğu için zarar verdi. Yanlış biliyorsun Manas! Aşk zarar vermez, ilk başlangıçta öyle zannedilir ama değil. Çünkü hakiki âşık kendini yakar da karşısındakini yakmaya asla kıyamaz. O zaman geriye bir tek şey kalıyor Müslüman Çocuk, 'Dostluk!' Biz her ikimiz alışkanlığımızı dostluğa çeviremedik, başaramadık. Ben şimdi sana desem ki, 'Bırak yaşananları geride, işine gücüne bak.' Sen de ben de biliyoruz ki, bu artık mümkün değil. O zaman geriye sadece dost olmak kalıyor. Dostluğun kimseye zararı dokunmaz Manas!"





HAKKINDA YAZILANLAR

Yorgun ülkücünün romanı
Servet Avcı
Yeni Çağ

Eylül 1980 darbesi tarihi bir bıçak gibi kestiğinde, artık bir öncesi vardı, bir de sonrası... Ülkücü hareket içinde yer almış olanlara ait yitik hayatlar, kara toprağa verilenler, idam sehpalarında can verenler, minnet duygusu ve dualarla anılan kahramanlar olarak tarihteki yerlerini aldılar... Onların hayatları, bir ‘şehir efsanesi’nden aşırılmış kesitler değil, bizzat yaşayanların yazdığı veya yazanların yaşadığı bir tarihti...

Bir de hayatta kalanlar vardı; o çetin mücadeleden yorgun çıkmış olanlar... Yorgunlukları hâlâ devam eden o ülkücüleri anlamak, anlatmak ve yazmak zor derken, dönemin sıcak ortamında bulunmuş Veysel Tekelioğlu’nun ‘Yorgunum’ isimli romanı, bugünün yorgun ülkücüsünü anlamak için yakın geçmişe ışık tutan bir eser olarak edebiyat dünyamızdaki yerini sessizce aldı...

Genç yazar Afşin Çaparoğlu şöyle anlatıyor bu duyguyu: “Sosyoloji doktoralı bir insan olarak yıllardır yüzlerce kitap okudum, birçok düşünce ve ideoloji üzerine kafa yordum. Özellikle ülkücü ideolojinin temelleri konusunda sosyolojik ve kuramsal bir temel aradım. ‘Yorgunum’ romanı ülkücülüğe hem entelektüel bir zemin, hem sosyolojik bir analiz, hem de saf ve samimi bir duygu katıyor. Edebiyatçılar ya da kitap kurtları ne der bilmem ama iliklerime kadar hissettim kitabı. Sarsıldım, titredim ve ağladım. 1980 öncesi ülkücülerinin farkını bu romanla anladım.”

1980 öncesi sıcak ortamını bütün zerreleriyle yaşamış yazar Mahmut Emin ise bir başka açıdan değerlendiriyor Tekelioğlu’nun romanını: “Kavgalar, dövüşler, taşlaşmalar, küfürleşmeler; hatta silahların konuştuğu anlarda bile inancını yitirmemek ve asla çirkinleşmemek. Roman kahramanlarının kaderi kitap sayfaları arasında yaşlanmaktır. Veysel bu kuralı yıkıyor. Hayatın içine yaşayan, var olan güzellikleri bir bir seriyor; sermekle kalmıyor, oturduğunuz yerden koparıp sizi hikâyeye dâhil ediyor. ‘Bu benim’ diyorsunuz. Kim, hangi büyüklükteki yazar, hangi münekkit ne derse desin, ne yazarsa yazsın, nasıl tenkit ederse etsin Türk edebiyatı bir ‘Türk’ yazar kazanmıştır: Veysel Tekelioğlu.”

Yorgunum romanına bir bakış açısı da 1980 öncesi Mamak Cezaevi’nde yatmış sol görüşlü bir yazardan geliyor: “Hikâye ve kahraman hemen yanı başımızda bildik ve tanıdık; ben, sen, o! Bu romanda sevmeyi ve aşkı seveceksiniz; bir kez sürmeden toprağı sevmeyi, ister durgun aksın ister kıvrıla kıvrıla, hiç dokunmadan suyu sevmeyi, yani içinizdeki insanı bulacaksınız. İyiyi, doğruyu, adaleti; aklın ve vicdanın bileşkesinde bulacaksınız. İddia ediyorum, sayfalarını ve yüreğini toplumun her kesimine açan ‘Yorgunum’ sadece roman değil, sosyal hayata ilişkin öneri ve öngörüleri ile tartışma yaratacak müthiş bir eserdir.”

Öğretim görevlisi Kemal Güler ve yazar Ahmet Uzun’un editörlüğünde sessizce aramıza giren ve Akçağ yayınlarından ikinci baskısını yapan ‘Yorgunum’, sert ve çetin mücadeleden yorgun çıkan o dönem ülkücüsünün bugünkü ruh haline de ayna tutan bir eser... Elbette bu yorgunluk, ülkücünün bir kenarda kendi halinde tükenip gitmenin bir gerekçesi olmamalıdır... Çünkü daha yapacak çok iş var... Bu dünya ve nefsanî arzularıyla arasına mesafe koymayı başaran ‘yorgun ülkücü’ silkelenmek ve ayağa kalkmak zorunda... Elbette bu silkeleniş, dünya nimetleri için değil, hak, adalet ve emek öğüten dünya çarklarına karşı, gencecik bedenleriyle nizâm-ı alem dâvâsını omuzlamaya çalışan kardeşlerine destek olmak, kanat germek için...

Kim ne derse desin, enaniyeti ve kibri çağrıştıran “Sensiz asla” sloganının yerinde “Yorgun ülkücü olmadan asla” olmalı... Onu yok gören göz, duymayan kulak ve paslı gönüller, onun Hazreti İbrahim’in baltası gibi putları yeniden paramparça etmesini görmeli, hissetmeli... Çünkü bir kavga devam ediyor ve o kavga, milletimizin var oluş mücadelesini ilelebet sürdürmeye azimli neslin devamı olan idealistlerin kavgasıdır...

Yorgun ülkücü, kendisini yok sayan, onu sadece özel günlerde isminden bahsedilmesi gerekli meta gibi gören zihniyete karşı bütün dinginliğiyle ayağa kalkmalı... Ruhu gibi dinginleşecek bedeniyle, beyniyle ve yüreğiyle milletimizin evlatlarına, gecenin karanlığında yolunu kaybedenlere ışık olmak için heybetiyle doğrulmalı... Kendisinden beklenen ‘yeni çilelere talip olması’ değil, ayağa kalkması ve ‘varım’ demesi...

Enbiya Suresi’nin 58. ayetindeki, “Sonra onları parça parça etti. Büyük olanı hariç. Umulur ki, onlar, ona rücû ederler” hükmünden esinlenerek ne güzel anlatmış Veysel Tekelioğlu, Hazreti İbrahim’in Yitik Balta’sını... Şimdi o Yitik Balta yorgun ülkücüyü bekliyor... Sadece tapulu arazisine dikilmiş putları kırmak için değil, Türk sinema ve televizyon dünyasına damgasını vuran o yalan ve palavralarla bezenmiş iğrenç tarafgirliği de kırmak için...

“Hatırla Sevgili”yle başlayan, “Bu Kalp Seni Unutur mu?”yla zirve yapan ve “Öyle Bir Geçer Zaman Ki”yle devam eden yerli dizi filmlerle artık eskide kaldığını zannettiğimiz bir düşmanlık vizyona sokulurken, şehir efsaneleriyle beslenmiş marjinal sol palavralar ‘tarihî gerçek’miş gibi işlenirken, yakın tarihin gerçek kahramanlarını, onların iç dünyalarını, sadâkatlerini, zaaflarını, talihsizliklerini ve her şeye rağmen elden bırakmadıkları insanlıklarını işleyecek emin insanlara ve emin eserlere ihtiyaç vardı... Bugüne kadar fedakârca çalışmaların üzerine ‘Yorgunum’ geldi ama yorgunluk yaymaya değil, nefes vermeye geldi...




Siz de biyografi.net'te yer alabilirsiniz
"
İyi ki, biyografi.net var!" 



biyografi.net
    İngilizce Biyografi
   English Biography

    ünlü kadınlar

   Nasreddin Hoca
  ben de biyografi.net'teyim
  fıkralardan seçmeler



   Makaleler
   Yüzellilikler Listesi
   ULUSLARARASI “İPEK YOLU’NUN YÜKSELİŞİ VE TÜRK DÜNYASI” BİLGİ ŞÖLENİ
   OSMANLI PADİŞAHLARI SIRALAMASI
   33 yazarın Türk Çocukluğu
   MAHMUT ÇETİN HAKKINDA YAZILANLAR
   1 KASIM 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
   7 HAZİRAN 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
   100. Yılında Balkan Harbi
   MHP Milletvekili Aday Listesi 2015
   Ak Parti Milletvekili Aday Listesi 2015

  Biyografik Takvim
ocak şubat mart
nisan mayıs haziran
temmuz ağustos eylül
ekim kasım aralık

    Tanıtım

    Tanıtım

   İletişim
BİYOGRAFİ NET YAYINCILIK
Tel: 0542 235 72 49



biyografi.net@gmail.com

İkitelli Vergi Dairesi
11452255634
Tasarım: Nihat Çeliker www.webofisi.com  

 

Ana Sayfa İletişim Künye Bu Sayfayı Yazdır Sık Kullanılanlara Ekle E-ticaret Kpss Kitapları
Powered By Webofisi.com