Ana Sayfa Kategoriler Editör İletişim  

   Alfabetik Arama
A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z



   Ekstra
     müstear isimler
     peygamberler
     Asr-ı Saadet'te Türkler
     basında biyografi.net
     Biyografi Nedir?
     neden biyografi.net
     sizin biyografiniz
     cv nasıl hazırlanır ?
     genel biyografi kitapları
     takma adlar
     editör



 Linkler 
   Biyografi Tv
   facebook/Biyografi Net
   twitter.com/biyografinet
   Biyografi Atölyesi
   boğazdaki aşiret
   biyograf
   biyografi kitabı
   www.biyografianaliz.net
   biyografimarket.com

   Biyografi Arama

  

isim ara soyadı ara
 
   
   

     Biyografi Market İçerik  
KİTAP BİYOGRAFİ
 Portre Anlatı
 Günlük
 Biyografi Dosya
 Mektup
 Kronoloji
 Kim Kimdir
 Anı-Hatırat
 Otobiyografi
 Biyografi Genel
 Şecere
 Biyografik Araştırma
 Gezi-Seyahat
 Biyografik Roman
 Biyografik Şiir
FOTOĞRAF
 Görsel Kitap
 Biyografik Fotoğraf
 Şehir Fotoğraf
 Tarihi Eser Fotoğraf
  SAHAF KİTAP
  KAYNAKÇA
 Kaynak Tarama-Kupür
 Bibliyografya
 DVD-CD-VCD
 Biyografi Belgesel
 KİTAP GENEL
 Türkçe Dil Öğretimi
 Kaynak-Çeviri

Daha Fazlası BiyografiMarket.com'da



Facebook da paylaş Twitter da paylaş Live da paylaş

Ruhi Özcan

akademisyen



1945 yılında doğdu. Bağdat Üniversitesi’nde okudu. Öğrencilik yıllarında Bağdat Radyosu’nda spikerlik, tercümanlık ve redaktörlük yaptı. Akademisyen Abdülkerim Zeydan’ın talebesi idi. Zeydan’ın İslam’da Fert ve Devlet, Fıkıh Usulü kitaplarını Türkçe’ye çevirdi. Suudi Arabistan’da fıkıh dersi verdi.

Bazı makaleleriyle ansiklopedi maddeleri, tebliğleri ve tamamlanmamış çalışmaları vardır.

1986 yılında Akşehir-Konya arasında meydana gelen trafik kazasında hanımı ve bir çocuğu ile birlikte vefat etti. Öldüğünde 40 yaşında idi.

ESERLERİ:

1. İlmî Millî ve Amelî Transkripsiyon İmlâsı (İMAT) (İstanbul 1977).
2. İmam Hatip Liseleri İçin Fıkıh Ders Kitabı (İstanbul 1987, Ali Şafak ve İhsan Yağız’la birlikte).
3. İbadetlerde Şekil ve Mânâ İlişkisi (İstanbul 1988; eser daha sonra Vahiy Kültürü adıyla basılmış ve 1988-2007 yılları arasında otuz baskısı yapılmıştır).
4. İslâm Hukuku’nda Hısımlık Nafakası (İzmir 1996, doçentlik tezidir).
5. Tahâvî, eş-Şürûṭü’ṣ-ṣaġīr müẕeyyelen bimâ ʿus̱ira ʿaleyhi mine’ş-Şürûṭi’l-kebîr (I-II, Bağdad 1974, yüksek lisans tezidir).

Çevirileri:

1. Abdülkerîm Zeydân, Uṣûlü’d-daʿve (İslam’da Da’vet ve Tebliğ Esasları, İstanbul 1979) ve Fıkıh (İslâm Hukuku) Usûlü (Ankara 1979; İstanbul 1982, 1993).
2. M. Sellâm Medkûr, el-Medḫal li’l-fıḳhi’l-İslâmî (İslâm Hukuk Başlangıcı, İstanbul 1995).
3. Muhammed Hamîdullah, İslâm Tarihine Giriş (İstanbul, ts.). Hamîdullah’ın Erzurum İlâhiyat Fakültesi’nde verdiği derslerin teyp bandıyla yapılan tesbitlerinin tercümesidir.




ESER-AYRINTI

Vahiy Kültürü
Ruhi Özcan
Ravza Yayınları

Dertlerimizin başı kitapsızlığımız, çare ise bu kitap (Kur´an-ı Kerim)´i edinmemizdir. Burada söylediklerim Hz. Adem (as)´den Hz. Muhammed (sav)´e kadar gelen bütün peygamberlerin söylediğinin özü olan "İlahı tanıma ve Tek Bir İlah´a kul olma" hadisesinde bütünleşmektedir. Müslümanların en mühim meselesi vahiy kültürü-Kur´an kültürü olarak tanımladığımız ilahi mesajı öğrenmelidir. Dilinizle ahiret var deyip sonra yokmuş gibi bir hayat süremezsiniz! Ahiret varsa var gibi bir hayat sürmek zorundasınız.




HAKKINDA YAZILANLAR

Ruhi Özcan'ı tanır mıyız?
Milli Gazete 04 Haziran 2009
Kâmil Yeşil

Ruhi Özcan hocanın da kıymeti bilinmedi ve sözleşmesi uzatılmadığı için o da Suudi Arabistan’a gitti. Bu bir yönü ile onur verici bir şeydi; çünkü bir Türk hoca, Suudi Arabistan’da Arapça olarak fıkıh dersi veriyordu.

Üniversite tahsili için Erzurum’a gitmeden daha, Erzurum’daki bazı hocalar hakkında bilgi sahibi idim. Bu isimlerin başında İhsan Süreyya Sırma, Yusuf Ziya Kavakçı ve Ruhi Özcan geliyordu. Nerden biliyordun derseniz öncelikle Yeni Devir gazetesinden sonra da hocamızdan diyebilirim. Biz lise son sınıfta iken Yeni Devir’de İhsan Süreyya Sırma’nın Yemen İsyanları adlı bir seri makalesi yayımlanmıştı. Diğer hocaların adlarını da hocamızdan duymuştum. Bir zamanlar İslami İlimler Fakültesi vardı bu ülkede ve Türkiye’nin en dirayetli âlimleri bu üniversitede idi. Memlekette okulların adında bile olsun “İslam” kelimesine tahammül edilmedi ve bu anlayışla Yüksek İslam Enstitüleri ile birlikte İslami İlimler Fakültesi de “İlahiyat Fakültesi”ne çevrildi. Bu özel olarak 12 Eylül rejimi ve onun eğitime uzanan kolu YÖK ile kotarıldı.

Erzurum’a edebiyat okumaya gitmeme rağmen ilk çevrem İlahiyat Fakültesinde oluştu. Hemen İhsan Süreyya Hoca’yı bulduk. Öğrendik ki İhsan Hoca dışarıdan dinleyici öğrenci kabul ediyor. Fakültedeki bazı lüzumsuz dersleri asarak soluğu İhsan Süreyya Hoca’nın İslam Tarihi’nde aldık. İhsan Süreyya Sırma hocayı başka bir yazıda anlatmak üzere sözü Ruhi Özcan hocaya getirmeliyim.

Ruhi Özcan dendi mi herkes gayriiradi hürmet vaziyeti alırdı. Söz, ses, hareket hemen saygı moduna geçer, hayranlık ve vakar birleşirdi. Bu, Ruhi Özcan’ın ilim ehli olmasının yanında ehl-i takva olması ile de ilgili idi. Ondan başka fıkıh hocaları olmasına rağmen illa onun açıklamasına (içtihat) bakılırdı. O demişse doğru idi.

Yemeklerini saatle ve ölçerek yediğinden, evindeki kitapların milimetrik olarak yerleştirilmesinden tutunuz Ramazan hilalini gözetlemek için Palandöken dağına çıkışına kadar birçok olay anlatılırdı hakkında. Odasına girer ve zamanın en önemli sorunu olarak dar’ülislam, dar’ulharp, Cuma namazının hükmü, başörtüsü, kızların okuma sorunu gibi meselelere cevap arardık. Hiçbir grup, cemaat, klik, mezhep onun ilmini, ahlakını, tavrını tartışamazdı ve dediklerine itiraz edemezdi. Bizzat Üniversite Camii’nde Cuma namazı kıldırarak bu konudaki spekülasyonlara cevap vermişti. Bir metne bağlı kalmadan okuduğu hutbe, hutbe esnasında yaşanan duygusal anların yoğunluğu sebebiyle birçok hocamız ve arkadaşımız “Cuma namazının farziyetinin sebebini bugün idrak ettim.” demişti.

Ruhi Özcan hoca biz üniversitede öğrenci iken iki kez de konferans verdi. Konferans için Erzurum’dan Bayburt’a otobüs kiraladık. Vahiy Kültürü ve İbadetlerde Şekil ve Mânâ İlişkisi adıyla daha sonra kitap halinde yayımlanan bu konferanslar Erzurum yolu ile bütün memlekete yayıldı. Bu konuda söylediği sözler hâlâ güncelliğini, değerini ve aşılmazlığını koruyor.

Bizde adam kıymeti bilinmez, ilim adamının kıymeti hiç bilinmez. Ne yazık ki Ruhi Özcan hocanın da kıymeti bilinmedi ve sözleşmesi uzatılmadığı için o da Suudi Arabistan’a gitti. Bu bir yönü ile onur verici bir şeydi; çünkü bir Türk hoca, Suudi Arabistan’da Arapça olarak fıkıh dersi veriyordu.

Zeydan'ın talebesi

Bugün artık adı sanı kalmamış bir ülke olan Irak’tan, Bağdat Üniversitesi’nden mezun olmuştu ve öğrencilik yıllarında Bağdat Radyosunda spikerlik, tercümanlık ve redaktörlük yapmıştı. Zamanın en önemli ilim adamlarından fakih Abdülkerim Zeydan’ın talebesi idi. Abdülkerim Zeydan kim diye sormazsınız inşallah. En önemli kitaplarından biri dilimize tercüme edilmişti ve bizim dönemin gençlerinin de el kitabı idi bu eser: İslam’da Fert ve Devlet.

Zeydan, önemli bir fakih idi ve onun yazdığı Fıkıh Usulü Türkiye’deki İlahiyat Fakültelerinin yardımcı ders kitabı idi. Hemen edinmem lazım bu kitabı dedim ve Ruhi Özcan hocanın bizzat tercüme etmekle kalmayıp daktilo baskı olarak yayımladığı eseri hem aldım hem okudum.

Kur'an'ın manası nerde?!

Ruhi Özcan hocanın zihnimize kazınan öyle sözleri vardır ki bu doğrusu yükümüzü ağırlaştırıyor: “Bugün dünyada 24 saat devamlı olarak Kur'an tilaveti yapan radyo vericileri var. Şüphesiz Çok fazla Kur'an tilavet ediliyor. Şekil olarak var, ama manası nerede?.. Getirdiği mefhum nerede?.. Gırtlaktan kalbe geçenler nerede? Sadece bı b ı bı diye okunuyor, o kadar.

İkişerlik kanunu!

Size bir şey söyleyeyim. Allah’ın bir kanunu var. İkişerlik kanunu. Buna Kur’an-ı Kerim’de işaret ediyor. Her şey bir kalıp ve cevherden meydana geliyor. Bu Allah (c.c.)’ın kanunudur. Siz bir insansınız kalbiniz var, şekliniz var. Bu fiziktir, fakat bir de mananız var. Bu mana yapısı, kalıp olmadan teşekkül etmez. Fakat mana olmadan da kalıbın hiç kıymeti yoktur. Birbirinden ayrılmaları mümkün değildir. Canlı organizmalarda olduğu gibi diğerlerinde de böyledir. Hiçbirinizin bir karpuzun kabuğunu yemek sureti ile karpuz yedik diyeceğine ben inanmıyorum. Karpuzun kabuğunu yer de içini şöyle bir tarafa bırakarak daha sonra bu lafı söyleyeniniz olur mu? Karpuz kabuğun içidir. Hiç kimse portakalın kabuğunu soyup da içini bir tarafa bırakarak kabuğu yedikten sonra ‘ben portakal yedim’ demez. Çünkü portakal içtir, dış ise onun kabuğudur. Her şeyde Allah (c.c.)’ın kanunu böyledir. Bu kanunun karşısına çıkarsanız heba olursunuz. Bugün Kur’an-ı Kerim’in kabuğunu sürekli telaffuz ediyorsunuz. Fakat gerisi nerede? Manası nerede? Diyeceksiniz ki, ‘Kur’an-ı Kerim Arapça, bizim ana dilimiz Türkçedir, bu imkana sahip değiliz’.
Bir kaide var. Bu uygulaması geniş olan bir tatbikattır. Bu kaide; ‘bir seyin hepsi yasanmıyorsa tamamen terk edilemez.’ Siz, yapabildiğinizi yapacaksınız, fakat kusurlu olan sınırda durmayacaksınız. Önce güvenilir kalemden çıkmış BİR KUR’AN-I KERİM MEALİ'NDEN BAŞLAYABİLİRSİNİZ. Zihninizde hasıl olacak istifhamlar(sorular) için bir takım yetkililerden sorarak yardım isteyebilir, onlara danışabilirsiniz. Daha sonra ikinci kademe bunların biraz daha genişletilmiş tefsiri mahiyetindeki anlamlarına yönelebilirsiniz.”
Ruhi Özcan hoca Akşehir-Konya arasında meydana gelen trafik kazasında hanımı ve bir çocuğu ile beraber vefat ettiğinde 40 yaşında idi. Ben şu halimde ondan daha fazla yaşadım ama ne ilmim, ne amel ve hizmetim onunla kıyas bile edilmez. İlim adamı olarak değil, ilmi ile amil ve ihlaslı bir ilim adamı olarak vazifesini yaptı da gitti.
Belki Fıkıh Usulü’nü okuyamayabilirsiniz ama Vahiy Kültürü ile İbaretlerde Şekil ve Mânâ İlişkisi’ni pekâlâ okuyabilir ve okutabilirsiniz. Bizim en çok hediye ettiğimiz kitaplardandır bu eserler.
Sizi de aynı hizmete davet ediyorum. Ve bir şeye daha: Yaşasaydı bugün Türkiye’nin en önemli fıkıh otoritelerinden biri olacağından kuşku duymadığımız Ruhi Özcan hocaya ve ailesine fatiha okumaya.




İSLAM ANSİKLOPEDİSİ RUHİ ÖZCAN MADDESİ
NURİ ÖZCAN

4 Ocak 1945 tarihinde Çanakkale’nin Bayramiç kazasına bağlı Pınarbaşı köyünde doğdu. Ailesi, Lofça’dan Türkiye’ye göç eden ve Abdülahadoğlu lakabıyla anılan bir sülâledendir. İlk öğrenimini Edremit’te, orta öğrenimini İstanbul İmam-Hatip Okulu’nda tamamladı (1963). 1967’de Bağdat Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Bu üniversitenin İslâm Araştırmaları Enstitüsü’nde İslâm hukuku dalında yüksek lisans yaptı (1972). Irak’ta öğrenciliği sırasında Bağdat’ta Medînetüsselâm’daki Zeydân Camii’nde imamlık, Irak Radyo ve Televizyon Kurumu’nda tercümanlık, spikerlik ve redaktörlük görevlerinde bulundu. Ocak 1973’te Türkiye’ye döndü. Erzurum Yüksek İslâm Enstitüsü’nde kısa bir süre Arapça ve fıkıh hocalığının ardından Haziran 1973’te Atatürk Üniversitesi İslâmî İlimler Fakültesi’ne İslâm hukuku asistanı oldu. İslâm Hukuku’nda Karı-Koca Mükellefiyeti (Nafaka) adlı çalışmasıyla doktor (1976), İslâm Hukuku’nda Hısımlık Nafakası adlı teziyle doçent (1981) unvanını aldı. İslâmî İlimler Fakültesi’nin İlâhiyat Fakültesi’ne dönüştürülmesinden sonra (1982) bu kurumdaki görevine devam etti. Temmuz 1985’te Suudi Arabistan’da Muhammed b. Suûd İslâm Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Türkiye’de geçirdiği tatilinin ardından Suudi Arabistan’a dönerken 17 Ağustos 1986 tarihinde meydana gelen trafik kazasında eşi ve büyük oğlu ile birlikte öldü, Edremit Mezarlığı’na defnedildi. İsmi daha sonra Edremit’te bir özel liseye verildi.

Necip Fazıl Kısakürek ve Nurettin Topçu gibi düşünce adamlarının Ruhi Özcan üzerinde büyük etkisi olmuştur. İlmî toplantılarda Arapça’ya olan hâkimiyetiyle dikkat çeken Özcan özellikle İslâm hukuku sahasında kendini yetiştirmiştir. Abdülkerîm Zeydân ve Selâhaddin en-Nâhî’nin onun hocaları arasında ayrı bir yeri vardır. Sahip olduğu zengin kütüphaneyi evinde öğrencilerin ve araştırmacıların istifadesine sunmuş ve Erzurum’da bulunduğu yıllarda kütüphanesi önemli bir boşluğu doldurmuştur. Erzurum’da üniversite camisindeki hutbe ve vaazları ile yurdun çeşitli yerlerinde verdiği konferanslar onun eğitimciliğinin bir diğer yönüdür. Ruhi Özcan’ın Hanefî fıkhının ana kaynaklarının bir araya getirilmesi, Türkçe’ye çevrilmesi ve yorumlanması konusunda yaptığı plan ve hazırladığı program erken ölümü sebebiyle gerçekleştirilememiştir.

Eserleri. 1. İlmî Millî ve Amelî Transkripsiyon İmlâsı (İMAT) (İstanbul 1977). 2. İmam Hatip Liseleri İçin Fıkıh Ders Kitabı (İstanbul 1987, Ali Şafak ve İhsan Yağız’la birlikte). 3. İbadetlerde Şekil ve Mânâ İlişkisi (İstanbul 1988; eser daha sonra Vahiy Kültürü adıyla basılmış ve 1988-2007 yılları arasında otuz baskısı yapılmıştır). 4. İslâm Hukuku’nda Hısımlık Nafakası (İzmir 1996, doçentlik tezidir). 5. Tahâvî, eş-Şürûṭü’ṣ-ṣaġīr müẕeyyelen bimâ ʿus̱ira ʿaleyhi mine’ş-Şürûṭi’l-kebîr (I-II, Bağdad 1974, yüksek lisans tezidir). Tercümeleri. 1. Abdülkerîm Zeydân, Uṣûlü’d-daʿve (İslam’da Da’vet ve Tebliğ Esasları, İstanbul 1979) ve Fıkıh (İslâm Hukuku) Usûlü (Ankara 1979; İstanbul 1982, 1993). 2. M. Sellâm Medkûr, el-Medḫal li’l-fıḳhi’l-İslâmî (İslâm Hukuk Başlangıcı, İstanbul 1995). 3. Muhammed Hamîdullah, İslâm Tarihine Giriş (İstanbul, ts.). Hamîdullah’ın Erzurum İlâhiyat Fakültesi’nde verdiği derslerin teyp bandıyla yapılan tesbitlerinin tercümesidir. Ruhi Özcan’ın bunların dışında bazı makaleleriyle ansiklopedi maddeleri, tebliğleri ve tamamlanmamış çalışmaları vardır.

BİBLİYOGRAFYA
İbrahim E. Kozak, “Aziz Bir Dost, Ciddî ve Derinlik Sahibi Bir İnsan, Ruhi Özcan”, Mektep, sy. 9, İstanbul 1986, s. 41-43; Bahattin Kök, “Doç. Dr. Ruhi Özcan Hoca’nın Ardından”, a.e., s. 44-48; Ferman Karaçam, “Ruhi Özcan Hoca Gerçek Bir Usta İdi”, İslâm, sy. 37, İstanbul 1986, s. 55-56; İhsan Süreyya Sırma, “Ruhi Özcan Hoca’nın Ardından, Hayatınızda Kur’an’ın Damgası Olsun”, a.e., sy. 38 (1986), s. 42-44; Mehmet Çağlar, “Ruhi Özcan Hoca İslâm’ı Gururla Yaşamaya Çağırıyordu”, a.e., s. 44-45; Nuri Özcan, “Ruhi Özcan”, İslâmî Araştırmalar, sy. 5, Ankara 1987, s. 21-22; İbrahim Canan, “İlim Adamı Olarak Ruhi Özcan”, a.e., s. 23-24; Ali Şafak, “Bir İslâm Hukukçusu Olarak Ruhi Özcan”, a.e., s. 24-28.



Siz de biyografi.net'te yer alabilirsiniz
"
İyi ki, biyografi.net var!" 



biyografi.net
    İngilizce Biyografi
   English Biography

    ünlü kadınlar

   Nasreddin Hoca
  ben de biyografi.net'teyim
  fıkralardan seçmeler



   Makaleler
   BULGARİSTAN TÜRK YAZARLARININ BULGARCA ESERLERİ
   Afrika Kitaplığı
   Rusya'daki en etkili 100 Müslüman listesi
   Teröre karşı 1071 akademisyen
   Irak’ta Türkmen Partiler
   Millî Birlik Komitesi Üyeleri
   KKTC Başbakanları
   KKTC 100 Sanatçı
   2019 Yerel Seçimleri İl Belediye Başkanları
   TBMM Azınlık Milletvekilleri

  Biyografik Takvim
ocak şubat mart
nisan mayıs haziran
temmuz ağustos eylül
ekim kasım aralık

    Tanıtım

    Tanıtım


   İletişim
BİYOGRAFİ NET YAYINCILIK
Tel: 0542 235 72 49



[email protected]

Etimesgut Vergi Dairesi
11512253662
Tasarım: Nihat Çeliker www.webofisi.com  

 

Ana Sayfa İletişim Künye Bu Sayfayı Yazdır Sık Kullanılanlara Ekle E-ticaret
Powered By Webofisi.com