Ana Sayfa Kategoriler Editör İletişim  

   Alfabetik Arama
A B C Ç D
E F G H I
İ J K L M
N O Ö P R
S Ş T U Ü
V Y Z



   Ekstra
     müstear isimler
     peygamberler
     Asr-ı Saadet'te Türkler
     basında biyografi.net
     Biyografi Nedir?
     neden biyografi.net
     sizin biyografiniz
     cv nasıl hazırlanır ?
     genel biyografi kitapları
     takma adlar
     editör



 Linkler 
   Biyografi Tv
   facebook/Biyografi Net
   twitter.com/biyografinet
   Biyografi Atölyesi
   boğazdaki aşiret
   biyograf
   biyografi kitabı
   www.biyografianaliz.net
   biyografimarket.com

   Biyografi Arama

  

isim ara soyadı ara
 
   
   

     Biyografi Market İçerik  
KİTAP BİYOGRAFİ
 Portre Anlatı
 Günlük
 Biyografi Dosya
 Mektup
 Kronoloji
 Kim Kimdir
 Anı-Hatırat
 Otobiyografi
 Biyografi Genel
 Şecere
 Biyografik Araştırma
 Gezi-Seyahat
 Biyografik Roman
 Biyografik Şiir
FOTOĞRAF
 Görsel Kitap
 Biyografik Fotoğraf
 Şehir Fotoğraf
 Tarihi Eser Fotoğraf
  SAHAF KİTAP
  KAYNAKÇA
 Kaynak Tarama-Kupür
 Bibliyografya
 DVD-CD-VCD
 Biyografi Belgesel
 KİTAP GENEL
 Türkçe Dil Öğretimi
 Kaynak-Çeviri

Daha Fazlası BiyografiMarket.com'da


Facebook da paylaş Twitter da paylaş Live da paylaş

İsmail  Hakkı

HAKKINDA YAZILANLAR

Gözü kara kaptan İsmail Hakkı
İrfan Özfatura
Türkiye 16 Mart 2004

Yavuz, Midilli, Nusret ve Muavenet-i Milli hakkında ama az ama çok bir şeyler duymuş olmalısınız. Peki ya Alemdar?

Efendim 1898 yılında Danimarka’nın Helsingör tezgâhlarında kızağa konan ve silme galvaniz sacdan yapılan Danmark (Alemdar) 50 metrelik bir teknedir. İsterseniz gövde, makine, kazan, uskur detaylarını es geçelim. Yalnız şu kadarını bilin “iyi gemidir!”
Bir zamanlar bu alet merkezi Kopenhag’da bulunan Bjerg Enterprise adlı bir firma adına Marmara Denizinde tahlisiye (kurtarma) işleri yapar. Ancak Cihan Harbi çıkınca Osmanlılar gemiye el koyarlar. İngiliz donanması İstanbul’a ulaşıp da Boğazı kontrol altına alınca Kadıköylü Osman Efendi’ye (geminin çarkçıbaşı) “Tiz hazırlanasın!” buyururlar. Haydarpaşa limanında miskin miskin yatan gemiye gizlice silah ve malzeme yükler, “görelim sizi” deyip sırtlarını sıvazlarlar.

İstanbul işgal altında

O günlerde İngiliz donanması Boğaz’dan kuş uçurtmaz. Adamlar işe yarar gemileri (Hamidiyeleri, Turgutları, Nusretleri) Haliç’e haps eder, yerinden kıpırdatmazlar. Doğrusu böyle bir tekneye şiddetle ihtiyaç vardır, çünkü Alemdar hem Karadeniz’in dalgalarına dayanabilir, hemde ağır silahları kaldırabilir. İyi de Beşiktaş Dolmabahçe arasına yerleşen donanmanın arasından nasıl geçecektir?
Gemicilerimiz acele etmez, Ayandon fırtınasının suları kabartıp, sahili dövdüğü bir gece demir alırlar (21 Ocak). Alemdar’ın rengi kömür karası olduğu için karanlığa karışır, adeta hayalet gemi gibi aralarından sızar. Kazasız belâsız Karadeniz’e çıkar, bata çıka ilerler, sağ salim Ereğli’ye varırlar. Ancak haberler hiç de iç açıcı değildir. Liman Reisi nefes nefese gelip “İngilizler yola çıktığınızı anlamışlar” der, bir Fransız ganbotu fır dönüyor, korkarım sizi arıyorlar.”
Bu halde yükü boşaltmaları zordur alelacele yağ, kömür ikmali yapar yeni ve zinde bir ekip toparlarlar. Makine Yüzbaşısı Beykozlu Adil Bey ile Mülâzım-ı evvel Rizeli Ali Efendi işlerinin ustasıdırlar. Hele dümene geçen Üsküdarlı İsmail Hakkı Kaptan hem iyi bir denizcidir, hem de onlara babalık yapar. Hasılı, “Tevekkeltüalallah” deyip yola çıkarlar.

İti an çomağı hazırla!

Kıyıya ne yaklaşır ne de uzaklaşırlar, Sinop üstüne doğru bir rota tuttururlar. Gelgelelim korktukları başlarına gelir Fransız ganbotu onları bulur ve yaklaşmaya başlar. İsmail Hakkı Kaptan ambardaki silahları gâvurlara kaptırmamak için gemiyi karaya oturtmaya çalışır ancak ganbot öylesine hızlıdır ki sahil cihetinden gelip araya girer, onları karaya yanaştırmaz. Namlular üzerlerine çevrilince mecburen yavaşlar, Yüzbaşı Tilly ile üç askeri kaptan köşküne alırlar.

Tilly söze kestirmeden girer ve “gemiyi niye kaçırdınız” diye hesap sorar. İsmail Hakkı Bey böyle bir şeyi ilk defa duyuyormuş gibi şaşırır, gemiyi Ereğli’den teslim aldıklarını yükünü bilmediklerini söyleyip atlatmaya çalışır.
Ama Yüzbaşı Tilly yutmaz “O halde Ereğli’ye dön” diye emreder, “gidelim kaçakları teslim alalım.”
-Benim için farketmez, isterseniz İstanbul’a bile dönerim.
-Sahi bunu yapabilir misin?
-İşimin adı ne? Fizan’a bile giderim.
Tilly kaçak gemiyi İstanbul’a götürürse çok büyük sükse yapacağını düşünür. Zaten Ereğli’de aradığı adamları bulacağı şüphelidir. Şimdiden rütbe aldığını hisseder ve sevinçle “tamam öyleyse” der, “sür İstanbul’a!”

Ava giden avlanır

İsmail Hakkı Kaptan o kadar tabiidir ki insanın içini açar. Beykozlu Adil’le havadan sudan konuşur, gülmekten kırılırlar. Aradan saatler geçer birbirlerine sigara tutar, yemeklerini paylaşırlar. Tilly’nin gerginliği gider, bayağı bayağı rahatlar. Hatta bir kamaraya çekilip uyuyacak kadar.
Tam Bababurun’a 10 mil vardır ki İsmail Hakkı Kaptan başını bekleyen Fransız erinin elinden silahını alıverir. Şifreli ıslığı duyan adamları da aynı şeyi yaparlar. Yüzbaşı Tilly direnmeye kalkar ama Adil Bey onu bir elense, tırpanla altına alır ve ellerini bağlar.

Evet bunları esir almak zor olmaz ama ganbottan nasıl kurtulsunlar?

Ereğli’ye yaklaşınca aniden dümeni karaya kırar, ateşçiler ocağı faryaplarlar. Makine olanca hızıyla çalışır, gemiyi ek yerlerinden koparacak gibi sarsar. Gambottakiler yolunda gitmeyen şeyler olduğunu anlarlar. Önce ihtar atışı yapar, ardından mermi yağdırmaya başlarlar. Serdümen Recep vurulup düşer ama Adil Bey nasıl keskin nişancı olduğunu gösterir, önce topun, sonra makinelinin başındaki eri yıkar. Artık hiçbir er silah başına oturmaz. Şimdi gemiyi karaya oturtmalıdırlar ama ganbot yine araya girer ve onları kumsala yanaştırmaz. Ancak çatışmayı duyan halk silahını kaptığı gibi sahile koşar ve ganbota mermi yağdırmaya başlar.
İsmail Hakkı Kaptan, Fransızların bir anlık paniğini fırsat bilir ve gemiyi bir sığlığa oturtuverir. Gâvurlar pisi pisine kaçırdıkları avlarına yanar, sahilden açılan ateş şiddetlenince uzaklaşmak zorunda kalırlar.

Halk yardımlarına gelir, elbirlik gövdedeki delikleri kapatırlar. Gemi kendi imkanları ile kurtulur ve İnebolu’ya doğru yola çıkar. Şükürler olsun, menziline varır, mücahidlerin önüne umduklarından ziyade silah ve malzeme koyarlar.
Alemdar, Bahriye Komutanlığı ve Seyr-i Sefain İdaresinde yıllarca çalışır ve yaşlanır. Korunsa iyidir ama onu bir ara tanker dubası olarak kullanır, sonra hurdaya ayırırlar (1982).



Siz de biyografi.net'te yer alabilirsiniz
"
İyi ki, biyografi.net var!" 



biyografi.net
    İngilizce Biyografi
   English Biography

    ünlü kadınlar

   Nasreddin Hoca
  ben de biyografi.net'teyim
  fıkralardan seçmeler



   Makaleler
   Üniversite Öğrencilerinin Kiralık Daire Ararken Karşılaştıkları Zorluklar
   Datça macunu satan eczaneler, aktarlar ve akciğer detoksu satış noktaları
   Sevgiliye Hediye Alternatifleri
   Yüzellilikler Listesi
   ULUSLARARASI “İPEK YOLU’NUN YÜKSELİŞİ VE TÜRK DÜNYASI” BİLGİ ŞÖLENİ
   OSMANLI PADİŞAHLARI SIRALAMASI
   33 yazarın Türk Çocukluğu
   MAHMUT ÇETİN HAKKINDA YAZILANLAR
   1 KASIM 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ
   7 HAZİRAN 2015 SEÇİMİ MİLLETVEKİLİ LİSTESİ

  Biyografik Takvim
ocak şubat mart
nisan mayıs haziran
temmuz ağustos eylül
ekim kasım aralık

    Tanıtım

    Tanıtım



   İletişim
BİYOGRAFİ NET YAYINCILIK
Tel: 0542 235 72 49



biyografi.net@gmail.com

İkitelli Vergi Dairesi
11452255634
Tasarım: Nihat Çeliker www.webofisi.com  

 

Ana Sayfa İletişim Künye Bu Sayfayı Yazdır Sık Kullanılanlara Ekle E-ticaret Kpss Kitapları Pasaj Grup
Powered By Webofisi.com